Hayvan Çiftliği-George Orwell

Tüm toplumların farkındalık seviyesini artırmak için ihtiyaç duyduğu bir  George Orwell kitabı…

Yaşayan bir romandır; canlı,kanlı her döneme damga vuracak bir başyapıttır. George Orwell’in Sovyetler Birliği’ni, özellikle Stalin dönemini eleştirmek için kaleme aldığı bu yapıt, aslında günümüzün bir çok yönetim anlayışında vücut bularak yaşamaktadır. Yine bu yapıt, yönetim sistemlerinin içerisinde sinsice barınan bu hastalıklı anlayışa karşı en önemli antibiyotiktir.

Tasvir sanatı çok güzel kullanıldığı için, okurken olayların içindeymiş gibi hissedebiliyor insan kendini. Çok özgün karakterleri barındırması, bu karakterlerin çok iyi tasvir edilmesi ve hikayedeki rollerinin okuyucuya çok iyi aktarılması, kitabı eşsiz kılmaktadır. Bu sayede masal misali sürükleniyoruz bir karakterden diğerine…

Öykünün içine girecek olursak; acımasız insanlar tarafından yönetilen, kötü davranılan ve zor durumda olan hayvanların ayaklanarak yönetime el koymasını anlatır özetle.
Çiftlik hayvanlarına “adaleti” getireceğini vaat ederek örgütleyen domuzların, diğer hayvanları, bütün yönetimsel metalar kullanarak nasıl istismar ettiğini görüyoruz. Örneğin yeni iktidar, bir takım ilkeler belirleyerek başlıyor yönetime. Bu ilkeler;

1. İki bacaklı canlılar bizim düşmanımızdır
2. Dört bacaklı canlılar dost ve mütefikimizdir.
3. Hayvanlar asla giyinmeyeceklerdir.
4. Hayvanlar asla yatakta yatmayacaklardır.
5. Hayvanlar asla içki içmeyeceklerdir.
6. Hayvanlar asla hayvanları öldürmeyeceklerdir.
7. Bütün hayvanlar eşittir.

 Zamanla duvardaki bütün yazılar siliniyor ve sadece şöyle yazılıyor:

‘Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir.”

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik fikrinin kısa bir zamanda sömürü düzenine ve diktatörlüğe nasıl dönüştüğünü bütün çıplaklığıyla görüyoruz bu yazıda.

Naçizane söyleyeceğim;  hayatında hiç kitap okumamış, okumayı sevemeyen insanların bu muazzam esere kendilerini bırakmaları ve bu masalda yolculuk etmeleri gerekiyor…Çünkü, okuduğunuz zaman, bu eseri çok seveceksiniz…